Diyet Yapanların Dikkatine

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Mavi Boncuk
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 16839
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:02 pm
Konum: İzmir
Duygudurum:
Zodiac:
İletişim:

Diyet Yapanların Dikkatine

Mesaj gönderen Mavi Boncuk » Prş Mar 15, 2007 5:47 pm

En çok söylenen diyet yalanları


Diyetisyen Aşkın Yüksel, forma girme telaşının yaşandığı şu günlerde en çok söylenen diyet yalanlarını derledi.

Limon suyu yağları yakar, patates şişmanlatır, karbonhidratlarla proteinleri karıştırmamak gerekir… Bunlar, en çok söylenen diyet yalanlarından sadece birkaçı. Hizmet Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Aşkın Yüksel, bu mitlerin artık unutulması gerektiğinin altını çiziyor ve nedenlerini anlatıyor.

1- Sabah aç karına içilen limon suyu yağları yakar/Yanlış
Bu da en çok söylenen diyet yalanlarından. Oysa ne limon, ne maydanoz, ne de ceviz suyunun kilo verdirici bir etkisi yoktur. Bunlar sadece günlük sıvı alımına katkıda bulunurlar o kadar.

2- Zeytinyağı kilo aldırmaz/Yanlış
Tereyağı, bitkisel yağ, zeytinyağı… Bütün yağların kalorisi aynıdır. Hepsinin 1 gramı 9 kalori içerir. Ancak bileşim olarak diyetlerde zeytinyağı daha çok önerilir. Özellikle kalp sağlığını korumada rolü büyüktür.

3- Diyet sırasında karbonhidratlarla proteinler asla karıştırılmamalıdır/ Yanlış
Bu sistem kısa vadede bir çözüm gibi görünebilir ancak uzun süre uygulanması imkansızdır, çünkü birçok besin bileşiminde hem karbonhidrat, hem de proteini barındırır. Örnek: Süt, yoğurt, meyve, ekmek, patates, pilav, makarna…

4- Patates şişmanlatır/Yanlış
Hiçbir besin tek başına kilo aldırmaz, hiçbir besin de kilo verdirmez. Önemli olan besinlerin ne kadar alındığı ve tüketilirken, sos vs.. gibi katkı maddeleriyle ne kadar lezzetlendirildiğidir. Büyük boy bir haşlanmış patates, ortalama 100 kalori içerir ama aynı patates kızartılırsa, kalori miktarı 600 kcal’i bulur. Bu da, asıl şişmanlatanın patates değil, yağ olduğu gerçeğini doğrular.

5- Ispanak demir yönünden çok zengin olduğundan diyet sırasında sık sık tüketilmelidir/ Yanlış
Bu mit çürüyeli çok oluyor ama hala halk arasında ıspanak mucize sebze olarak biliniyor. Oysa ıspanak da, diğer tüm yeşil yapraklı sebzeler gibi demirden fakirdir. Ancak, posa, folik asit ve potasyum açısından çok zengindir. Diyet sırasında bol bol tüketilmesinde bir sakınca yoktur ama yağsız ve az haşlanmış olmak şartıyla.

6- Kepek ekmeği zayıflatır/Yanlış
Aslında kepek ekmeğiyle normal ekmeğin kalorisi neredeyse aynıdır. Ancak kepek ekmeği saflaştırılmadığı için içinde lif oranı çok yüksektir. Bu nedenle bağırsak hareketlerini hızlandırır ve mideyi daha geç terk ettiğinden tokluk hissi daha uzun sürer. Ayrıca normal ekmeğe göre vitamin B1 yönünden daha zengindir.


Hürriyet
En son Mavi Boncuk tarafından Pzr Kas 13, 2011 12:59 am tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.





Paylaş



..-...-.-.-...-.--.

Kullanıcı avatarı
B U R C U
Faal Üye
Faal Üye
Mesajlar: 466
Kayıt: Sal Şub 27, 2007 7:33 pm
Konum: ALMANYA
Zodiac:

Mesaj gönderen B U R C U » Prş Mar 15, 2007 7:22 pm

bilgiler icin tesekkurler.
En son B U R C U tarafından Pzr Kas 13, 2011 12:59 am tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Kullanıcı avatarı
toschunum
Onur Üyesi
Onur Üyesi
Mesajlar: 5168
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:08 pm
Konum: A L M A N Y A
Zodiac:

Mesaj gönderen toschunum » Cum Mar 16, 2007 12:30 am

KEPEK EKMEGI ZATEN TOK TUTMUYOKI NASIL ZAYIFLATSIN
En son toschunum tarafından Pzr Kas 13, 2011 12:59 am tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
Resim

Kullanıcı avatarı
Mavi Boncuk
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 16839
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:02 pm
Konum: İzmir
Duygudurum:
Zodiac:
İletişim:

Mesaj gönderen Mavi Boncuk » Çrş Mar 21, 2007 2:24 pm

DİYET HATALARI

Şişmanlık; vücut ağırlığının istenilenden fazla olmasıdır.Vücut ağırlığını, gıdalarla alınan enerji ile harcanan enerjinin birbirine eşit olmasıyla dengede tutabiliriz. Eğer alınan enerji harcanan enerjiden fazla ise vücutta fazla miktarda yağ depolanır ve bu da şişmanlığa neden olur.

Şişmanlığa; çok yemek yeme, fiziksel aktivitenin az olması, psikolojik bozukluklar, metabolik ve hormonel bozukluklar sebep olabilir. Bunlar arasındaki en büyük etmen de çok fazla yemek yemektir. Zayıflamak için kişinin harcadığı enerjinin, aldığı enerjiden daha çok olmasına dikkat etmeli ve fiziksel aktivitesini artırmalıdır.

Bireyin zayıflamaya karar verdikten sonra bazı kurallara dikkat etmesi gerekmektedir;
· İlk etapta birey, diyette başarılı olmak istiyorsa beyin olarak diyete hazır olup olmadığını düşünmesi gerekir. Eğer kişi buna hazır değilse diyeti tam olarak uygulayamayacak, kaçamaklar yapacak ve başarısızlığa uğrayacaktır. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşecektir.
· Bireyin hedeflerini, yani kaç kilo vereceğini ve bu kiloyu ne kadar sürede verebileceğinin belirlenmesi gerekir. Kişi hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalı, bu şekilde uygulanan diyetlerle belki hedeflere ulaşabilir. Fakat daha sonra koruma safhasına geçildiğinde başarılı olunamaz. Hatta birey diyet yapmaya başladığı kilonun da üzerine çıkabilir.
· Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir diyet uzmanı tarafından, o kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına,cinsiyetine, iş koşullarına, bazal metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet ) uygun diyet programı belirlenmelidir. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin kişisel özellikleri farklı olacağından diyete vereceği cevap da farklı olacaktır. Kimi sağlıklı bir şekilde kilo verirken diğer bir kişi hiç kilo veremediği gibi metabolizmasına uygun olmadığı için birçok, geri dönüşü zor sağlık problemleri ile karşılaşabilir.
· Diyette öğünler, azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli, öğün atlanılmamalıdır. Genelde diyet yapan bireyler tüm gün boyunca aç kalıp, metabolizmalarını zayıflatırlar ve metabolizmanın en zor çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketirler, buna paralel olarak hızlı bir şekilde kilo alırlar. Akşam yemekleri en geç 19.00-19.30 saatleri arasında yenilmelidir.
· Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önem verilmeli.
· Diyet içersinde, her besin grubunda bulunan besinler dengeli bir şekilde dağıtılmak koşulu ile bulunmalıdır. Tek tip besinlerle yapılan diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlamakta fakat başlangıçtaki hızlı kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır.
· Diyet sırasında en az 2 – 2,5 litre su içilmelidir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise, bu miktarın üzerinde içilen su böbrekleri gereksiz yere çalıştıracaktır. Sular yemeklerden önce içilmeli yemek arası veya yemekten hemen sonra içilmemelidir.
· Diyet sırasında koşullar el verdiği sürece spor yapmalıyız. Ne yazık ki günümüz şartlarında spora pek vaktimiz kalmıyor. Bu nedenle günlük hayatta mümkün olduğunca hareketli olalım. Mesela yürüyen merdivenler ve asansörler yerine merdivenleri, çok yakın mesafelerde yürümeyi tercih edelim. Genelde beyaz ekmek tüketenler diyet sırasında kalorisi azalacağı düşüncesi ile ekmeği kızartırlar. Fakat bu şekilde sadece ekmekte su kaybı olurken, kalorisinde hiç bir değişiklik olmamaktadır. Aynı zamanda bu uygulamayla protein kaybı da söz konusudur.
· Yine aynı şekilde sabahları aç karnına içilen sıcak su veya limonlu su gibi içeceklerinde vücuttaki yağları erittiği düşülür. Bunların vücuttaki yağları eritmek gibi fonksiyonları yoktur ama aç karnına içilen bu içecekler bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı ortadan kaldırır.
· Meyve ve sebzelere diyette çok daha fazla önem verilmelidir. Bu besinler vitamin ve mineral açısından oldukça zenginlerdir. Aynı zamanda posa içeriği yüksektir. Posa içeriğinin yüksek oluşu kişide kabızlık problemi varsa onun tedavisine yardımcı olurken bir çok sağlık probleminin de tedavisine yardımcı olacaktır.
· Kepekli ekmek, meyve ve sebzeler gibi posa oranı yüksek bir besindir. Beyaz ekmek yerine tercih edilmesi birçok avantaj doğurur. Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kan şekerinin ve kan yağlarının dengelenmesinde, midede şişerek tokluk hissinin artmasında etkilidir. Aynı zamanda kalori değeri daha düşüktür.
· Kalorisi düşük olduğu için içeriğinde tatlandırıcı bulunan ürünler diyet süresince fazlasıyla tercih edilir. Fakat bunlar zayıflama diyetlerine yönelik ürünler değillerdir. Bu ürünler (reçeller, çikolatalar, baklavalar... vb. ) diyabet (şeker) hastalığı olan insanlara yönelik geliştirilmiş ürünlerdir.
· Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi bittikten sonraki dönemdir. Genelde kilonun korunması gereken bu dönemde, diyete başlamadan önceki, şişmanlamaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesi ve diyet süresince belirlenen ilkelerin bu dönemde de benimsenmesidir. Bu beslenme alışkanlıklarını benimsenmesinin yanında bazı davranış değişiklikleri de yapmak gerekir. Örneğin;
Alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmamak, her zaman tok karnına alış veriş yapmak,
· Tabağı çok doldurmamak,
· Yemek yerken yiyecekleri çok çiğnemek ve gereksiz yere masa başında vakit geçirmemek,
· Fast-food türü besinlere, hamur işlerine ve tatlılara ağırlık verilmemek,
gibi örnekleri geniş tutmak mümkündür.

Beslenme ve Diyet Uzmanı
Şengül Sangu
En son Mavi Boncuk tarafından Pzr Kas 13, 2011 12:59 am tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
..-...-.-.-...-.--.

Kullanıcı avatarı
Mavi Boncuk
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 16839
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:02 pm
Konum: İzmir
Duygudurum:
Zodiac:
İletişim:

Mesaj gönderen Mavi Boncuk » Çrş Mar 21, 2007 2:25 pm

YEMEK YERKEN BUNLARA DİKKAT EDİN..

1-Çok Fazla Yemekten Kaçının
Yarı sindirilmiş besinler, bedende çürüyen kütleler oluşturur kan dolaşımını zehirler ve sonuçta tüm sistemi zayıflatır. Açlık hissiniz tam giderilmeden yemeyi bırakın, şeker ve diğer besleyiciler kan dolaşımına geçip, beyni etkiler etkilemez “tok” hissedeceksiniz.

2- Yemek Yerken Huzurlu Olun
Ne yediğiniz kadar nasıl yediğinizde oldukça önemlidir. Acele, yorgun, rahatsız, mutsuz ya da üzgün bir ruh hali ile yemek yerseniz besininiz düzenli biçimde sindirilmeyecek ve tüm besleyici değeri kaybedilecektir. Zihin hayal kırıklığı içinde olduğu zaman tüm beden de aynı durumda olacaktır. İnsanların kızgınlık durumlarında çekilen mide ve karın bölgesi fotoğraflarında, midenin, şişkin, kabarık, katı, kırmızı renkli olduğu, hiç bir esnekliği ve doğal mide hareketlerinin de olmadığı görülmektedir. Zihin ve beden bu durumda sağlıklı bir sindirim gerçekleştiremeyecektir. Psikolojik olarak kendinizi kötü hissettiğiniz durumlarda yemek yemeniz besinleri düzensiz sindirmenizin yanı sıra sindirilememiş besinlerin bedeninizde çok zararlı asitler ve toksinler de üretmesine neden olacaktır. Bu nedenle mümkün olduğu kadar sakin bir durumda, huzurlu ve mutlu bir ortamda yemeye çalışın.

3- Bir Öğünde Çok Değişik Türde Besin Almayın
Çok değişik türdeki besinler sindirim sistemini zorlar ve zayıflatır. Bu nedenle bir öğünde dört çeşitten fazla besin almamaya özen gösterin. Yemeklerinizi mümkün olduğunca basitleştirin ve özellikle baharatlı yemeklerden uzak durmaya çalışın.

4- Yiyeceklerinizi Tam Olarak Çiğneyin
Özellikle pirinç, ekmek, makarna gibi sindirimi ağızda başlayan besinlerin tükürükle karışması gerektiğinden iyice çiğnenmelidir. Tükürük yeterince alkalindir, bu nedenle besinle yeterince karıştırıldığında asidik besinlerin hastalıklı etkilerini nötrleştirmeye yardımcı olur.

5-Yemek Yerken Oturuşunuza Dikkat Edin
Sırtınız dik olarak oturursanız enerji omurganızdan kolayca akar ve sindirim organlarına hiç bir basınç yapmaz. Aslında sindirim için en iyi pozisyon bağdaş kurarak oturmaktır. Ayaktayken yemekten ve birşey içmekten kaçınınız.

6-Yemekten Sonra Bir Süre Dinlenin ve Sağ Burun Deliğini Açık Tutun
Yemek yedikten sonra yorucu fiziksel ve zihinsel faaliyetlerden kaçının. Yemek sırasında bedenin tüm enerjisi, bedenin kan sindirim organları için gereklidir. Kanı fiziksel işler için kaslara veya yoğun düşünceyi sağlamak için beyne göndermek kişinin fiziksel ve zihinsel yeterliliğini azaltır, aynı zamanda sindirimi de engeller.

Bedende omuriliğin çevresinde halkalar çizerek geçen ve her bir burun deliğinde son bulan iki büyük enerji kanalı vardır. Soluk ağırlıkla sol burun deliğinden aktığı zaman, beden sakin, duyarlı durumda kalır. Ruhsal enerji bedende dolaşır ve zihin de bilincin daha duyarlı durumuna yükselir. Bu durum derin düşünce ya da meditasyon için çok uygundur.

Soluk, ağırlıklı olarak sağ burun deliğinden aktığı zaman, beden daha fazla ısıtılmış, zihinle beden fiziksel faaliyet için hazır hale gelmiştir. Bedenin sindirim için ısıya ihtiyacı olacağından, sağ burun deliği yemek sırasında ve yemekten sonra sürekli olarak açık olmalıdır. Yemek sırasında sağ burun deliği kapalı ve sol burun deliği açıksa kuru ve ağır besinler yememek daha iyidir. Çünkü bunları sindirmek daha güç olacaktır. Yemekten sonra soluğun sağ delikten akmasına dikkat ediniz, solunuza doğru yatmak da tavsiye edilebilir, bu sayede sağ burun deliği kendiliğinden açılacaktır.

7-Öğünler Arasında Yemekten Sakının
Besinlerin midenizi terketmesi ve sindirim özsularının tekrar birikip sonraki öğüne hazırlanması yaklaşık olarak dört saat alır. Gün boyunca sürekli ve düzenli olarak yiyorsanız, mide özsuyu yeterli sindirim gücünü taşımayacak ve zayıflayan mide özsuyu besinleri kolayca sindirilmeyecektir. Günde dört öğünden fazla yemeyiniz.

8-Yatmadan Önce Geç Saatlerde Yemeyin
Yatmadan önce yapılacak bir yürüyüş sindirime yardımcı olacak, sizi gevşetecektir. Geceleri uyumakta güçlük çekiyorsanız, bir bardak ılık süt için.

9-Hergün Bol Su İçin
Su, bedeni zehirlerden ve atık maddelerden temizler, saflaştırır. Sağlıklı bir kişi günde 3-4 litre su veya başka içeceklerden içmelidir. Hasta insanlar-özellikle deri hastalığı olanlar- günde 4 veya 5 litre su içmelidir. Çok su içemeyen bir insansanız hergün aldığınız su miktarını artırın. Yemek sırasında ise fazla su içmeyin, aksi taktirde sindirim salgıları seyrelir ve sindirim yavaşlar. İçtiğiniz suya biraz limon ve tuz katabilirsiniz.

10-Çok Sıcak ve Çok Soğuk Yemeyin
Çok sıcak besinler bedeni fazla ısıtır. Ayrıca sınırlı bir ısı aralığında çalışabilen sindirim enzimlerinin çalışmalarını engeller. Aynı zamanda sindirim sisteminin içini kaplayan mukus zarını da bozabilir.

Yemeğinizi yemeden önce biraz soğutun. Öte yandan, çok soğuk besinler ve serinleticiler de bağırsak kanalını büzüştürür, sindirimi çok zorlaştırır. Ayrıca boğazınıza da zarar verici etki yapabilir. Soğuk yiyecekler nazik soluk borularını büzüştürebilir ve onları daha duyarlı hale getirebilir. Çok soğuk içecekler içmenin yarattığı şok astım krizi veya başka herhangi bir alerjik reaksiyona sebep olabilir.

11- Bol Temiz Hava Alın ve Egzersiz Yapın
Bedenin sindirim organlarını kuvvetlendirmesi, uyarması ve sindirimi kolaylaştırması için egzersiz yapmaya ihtiyaç vardır. Bedeniniz uyuşuk ve tembel bir durumdaysa sindirim faaliyetiniz ve tüm sağlık durumunuz rahatsız olacaktır. Çünkü sindirim ateşi bol miktarda oksijen “yakıt”ını gerektirir. Kabızlığın en iyi tedavi şekli her gün bol egzersiz yapmak, en azından hergün açık havada yürüyüşe çıkmaktır.

12-Her Yemekten Önce “Yarım Banyo” Alın
Beden yemek sırasında ve yemekten sonra çok miktarda ısı üretir, bu nedenle yemekten önce serinletilmesi gerekir. Her öğün yemekten önce “yarım banyo” almalısınız.
En son Mavi Boncuk tarafından Pzr Kas 13, 2011 12:59 am tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
..-...-.-.-...-.--.

Kullanıcı avatarı
Mavi Boncuk
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 16839
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:02 pm
Konum: İzmir
Duygudurum:
Zodiac:
İletişim:

Mesaj gönderen Mavi Boncuk » Cum Mar 30, 2007 1:30 pm

BAŞARILI BİR DİYETİN SIRLARI

İnce düşünmek, günlük olarak hayatınızda ufak tefek değişiklikler yapmakla ilgili, yoksa şu kadar zamanda şu kadar kilo vermekle ilgili değil. Yemek her yerde. Yani siz eve yemekten kaçındığınız şeyleri almasanız bile, dışarıda bunlarla karşılaşacaksınız. Bu nedenle kilo vermeye yönelik uzun vadeli planlarınızı destekleyecek bir yaşam tarzını benimsemeniz gerekiyor.

Başarılı diyetçilerin düşünme şekli nasıl?

Kolorado Üniversitesi Ulusal Kilo Kontrolü Sicil Dairesi, kilo vermeyi başarmış kişilerin günlük hayatlarını 20 yıl önce incelemeye başlamış. Şu an kayıtlarda ortalama 30 kilo nun üzerinde verip bunu 5 yıldan uzun süre korumayı başarmış 3000 kişi bulunuyor.

Katılımcıların kayıtları incelendiğinde, kilo verme ve bunu koruma işini başarmış kişilerde 4 ortak davranış şekli belirlenmiş.

Az yağlı ve yüksek karbonhidrat içeren bir beslenme şekli.

Kahvaltının asla atlanmadan her gün edilmesi.

Gelişimin kaydedilmesi. Yani yediklerinizin ve her gün tartılarak öğrendiğiniz kilonuzun güncesinin tutulması.

Bolca fiziksel aktivite, günde bir saat kadar.

Çoğu beslenme ve diyet uzmanı aslında her gün tartılmanın olumlu sonuç almayı engelleyeceğini ve hayal kırıklığına sebep olacağını iddia etse de, Kolarado Üniversitesi ndeki kayıtlara bakınca işe yaradığı görülüyor.

İşte katılımcıların kilo vermedeki sırları:

Katılımların yüzde 92 si belli bazı besinlerin alımına sınır koymuş.

Günde ortalama 1400 kalori tüketmişler. Çoğunun beslenme programı, az yağlı ve bol karbonhidratlı beslenmeye dayalı.

Aldıkları kalorinin yüzde 24 ü yağdan, 19 u proteinden ve 56 sı karbonhidrattan geliyor.

Ortalama günde 5 öğün tüketmişler.

Egzersiz yoluyla yaktıkları haftalık kalori miktarı ortalama 2800 kadar (günlük olarak yaklaşık 400 kalori ediyor)

Yüzde 75 in haftada en az bir kez tartılıyormuş.

Üçte biri verdiği kiloyu korumayı zor olarak nitelerken, üçte birlik diğer bir grup kolayca, geriye kalan üçte bir de kolay olarak görmüş.

Yüzde 42 lik bir grup korumanın kilo vermekten daha kolay olduğunu söylemiş.

Kilo verme ve korumada en önemli şeylerden biri de olumlu yaklaşım. Çünkü yapamayacaklarımıza odaklanmaktansa, yapabileceklerimize odaklanmak, ulaşılabilir hedefler belirlemek, amaca ulaşmayı ve gelişme kaydetmeyi kolaylaştırır.

Genleriniz basen ölçünüzü nasıl etkiler?

Peki kilo probleminizde ailenizin rolü ne? Eğer ailenizde kilolu kişiler varsa, baştan kaybedilmiş bir savaşı devam mı ettirmeye çalışıyorsunuz?

Obez olma olasılığınız üzerindeki etkisi büyük olmasına rağmen genetik, vücudunuzun yağ biriktirmesi ya da biriktirmemesi konusunda tek başına belirleyici olamaz. Ancak yapılan bazı araştırmalar, bir kişinin kilosu ve vücudunun yağ biriktirme durumunun, biyolojik annesinin yapısıyla yakın ilişki içerisinde olduğunu gösteriyor. Ancak anneniz obez de olsa, obezite sizin kaderiniz olmak zorunda değil.

Bir yüzde vermek gerekirse, genetiğin obezite olasılığına etkisi yüzde 25. Geri kalan 75 ise toplumsal alışkanlıkardan kişinin kendi yaşam tarzına, satın alma gücünün hangi besinleri kapsadığına kadar çeşitli farklı olasılıkları içeriyor.

Davranış ve yaşam tarzı, özellikle de yaşlandıça değiştirilmesi zor bir hal alır. Ancak uzun bir zamana yayılan basit ve küçük adımlarla istediğiniz amaca ulaşabilirsiniz.



En son Mavi Boncuk tarafından Pzr Kas 13, 2011 12:59 am tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
..-...-.-.-...-.--.

Kullanıcı avatarı
Mavi Boncuk
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 16839
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:02 pm
Konum: İzmir
Duygudurum:
Zodiac:
İletişim:

Mesaj gönderen Mavi Boncuk » Cmt Mar 31, 2007 12:06 pm

Kilo vermeye hazır mısınız? / TEST

Bu nasıl zayıflarsınız türünden bir haber değil. Sadece sizin zayıflamayı gerçekten isteyip istemediğinizi ortaya koymayı amaçlayan basit bir test. Gerçekle yüzleşmeye hazır mısınız?


Önce aşağıdaki seçenekleri okuyun ve sonra her bir seçenek için kararınızı doğru ya da yanlış olarak yazın. Daha sonra aşağıdaki cevap anahtarına bakarak doğru ve yanlış seçeneklerinizin kaç puana denk geldiğini öğrenin, toplam puanınızı çıkartın ve değerlendirmeye bakınız...

1- Yeme alışkanlığım ve fiziksel aktivite durumum hakkında çok düşündüm. Ve neleri değiştirebileceğimi çok iyi biliyorum.

2- Yeme ve fiziksel aktivite şekillerimde geçici değil kalıcı değişiklikler yapmam gerektiğini biliyorum.

3- Çok fazla kilo verirsem kendimi ancak başarılı hissedebilirim.

4- Uzun vadede kilo verirsem daha iyi olacağını biliyorum.

5- Gerçekten kendim istediğim için kilo vermeyi istiyorum. Başkası için değil.

6- Kilo vermek yaşantımdaki diğer sorunları da giderebilecek.

7- Normal fiziksel aktivitemi arttırmayı çok istiyorum.

8- Hata yapmazsam başarılı bir şekilde kilo verebilirim.

9- Beslenme ve fiziksel aktivite planımı organize etmek için her hafta çaba göstermek istiyorum.

10- Kilo vermeye başladıktan sonra kilom uzun süre sabit kalırsa, hedefime ulaşmada yardımcı olan motivasyonumu kaybediyorum.

11- Şu anda yaşamım stresli olsa bile bir kilo verme programına başlamak istiyorum.

Puan ne kadar yüksekse başarı da o kadar garanti

1, 2, 4, 5, 7 ve 9’uncu sorulara verdiğiniz yanıtlara bakın. Eğer doğru demişseniz ‘1’ puan, yanlış demişseniz ‘0’ puan verin. 3, 6, 8, 10 ve 11. sorularda doğru yanıtına ‘0’ puan, yanlış yanıtına ‘1’ puan vererek değerlendirin. Sonra puanlarınızı toplayın. Tabii ki sadece puan vererek değerlendireceğiniz bu test sizin kilo vermeye hazır olup olmadığınızı belirleyemez. Fakat toplam puanınız ne kadar yüksekse başarınız da o kadar yüksek olacaktır.

8 veya üzerinde puan: Şu an muhtemelen kilo vermek için çok önemli sebepleriniz var. Ve başarmanız için gerekli adımları çok iyi biliyorsunuz. Hemen kilolarınızdan kurtulmak için doğru yolları aramaya başlayabilirsiniz.

5 ile 7 puan: Kilo verme sebeplerinizi ve takip edeceğiniz yöntemleri tekrar gözden geçirmenizde fayda var. Skorlara tam puan verinceye kadar kendinizi hazırlayın.

4 puan ve altı: Şu an kilo vermek için uygun vakit olmayabilir. Başlangıçta başarılı olabilir ancak hedeflerinize ulaşmada gerekli ilerlemeyi sürdüremeyebilirsiniz. Nedenlerinizi ve davranışlarınızı yeniden gözden geçirin.

Bonus: En sağlıklı öneriler

Kilonuzu korumak ve sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmek için şu tavsiyelerime kulak verin:

Eksik veya fazla yemeyin.

Öğün atlamamaya özen gösterin.

Yatmadan en az iki saat önce yemek yeme işlemini bitirin.

Yemeklerinizi yavaş yiyin.

Öğün arasında mesafe bırakın.

Haftada en az üç kere orta tempoda yürüyüş yapın.

Meyveleri kabuklu tüketmeye özen gösterin.

Yemeklerinizi hazırlarken fırınlama, haşlama, ızgara veya çok az sıvı yağla teflon tavada pişirin.

Kazanacağınız beslenme alışkanlıklarınızı mutlaka ¤¤bir yaşam şekli halinde devam ettirin.

Canınız tatlı isterse bir kase yoğurt ve bir meyve yerine üç top normal dondurma veya bir küçük kase sütlü tatlı yiyin.

(Star)
En son Mavi Boncuk tarafından Pzr Kas 13, 2011 12:59 am tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
..-...-.-.-...-.--.

Kullanıcı avatarı
toschunum
Onur Üyesi
Onur Üyesi
Mesajlar: 5168
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:08 pm
Konum: A L M A N Y A
Zodiac:

Mesaj gönderen toschunum » Cum Nis 06, 2007 1:03 am

BEN BUNLARA UYMADAN KILO VERMEK ISTIYORUM :(
Resim

Kullanıcı avatarı
CimCime66
Uzman Üye
Uzman Üye
Mesajlar: 2204
Kayıt: Çrş May 16, 2007 4:30 pm
Konum: Almanya..
Zodiac:

Diyet yaparken nelere Dikkat etmeli

Mesaj gönderen CimCime66 » Sal Oca 06, 2009 3:37 pm

Sik sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yemek yenilmesine neden olur.

Kilo fazlası olanlar genelde öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışır. Böyle bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve ‘kıtlık’ moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Bu nedenle başta kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmaması ve 2.5 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmesi gerekir.



Dünya Sağlık Örgütü’nün 2000 yılı sağlık raporunda şişmanlık, “vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu” olarak tanımlanıyor. Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, nöroendokrin etmenler, psikolojik sorunlar, cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalık.

Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir.

Çağımızın bu önemli sağlık sorununu çözmek için ne yapmalıyız? Her gün gazete, dergi, televizyon, internet gibi kitle iletişim araçlarında onlarca “şok diyetler” ile karşılaşıyoruz. Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka “kişiye özel” olarak hazırlanmalı. Çünkü herkesin metabolizması farklılıklar gösterir, tıpkı parmak izi gibi. Öte yandan kilo fazlası olanlar genelde aç kalarak, öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışır. Böylesi bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve “kıtlık” moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Buna karşılık sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yemek yenilmesine neden olur. O nedenle başta kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmamalı, 2.5 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmelidir.

Katı margarin, tereyağı, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi enerji değeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici değeri olmayan yağlı yiyeceklerden, kızartma ve kavurma işlemlerinden olabildiğince kaçınmakta yarar var. Şeker ve şeker içeren besinler (bal, reçel, pekmez, hazır meyve suları, gazlı içecekler, tatlılar vs) kana tamamen ve hızla karışırlar. Pankreastan salınan insülin hormonu ile kan şekeri düşer ve tekrar tatlı yeme isteği doğar. Dolayısıyla şeker ve şeker içeren besinler kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarlar. Halbuki şeker tadından vazgeçemeyenler için üretilen, şeker yerine kullanılabilen, aynı tadı verebilen, sağlık açısından sakıncası bulunmayan, düşük kalorili veya kalori içermeyen yapay tatlandırıcılar ile kan şekerindeki dalgalanmaları ve tatlı isteğini ortadan kaldırmak mümkün olabilir.

Suyun; alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri bulunur. Bu nedenle günlük sıvı tüketimi arttırılmak gerekir. Katkısız, en iyi çözücü su olduğu için günde 8-10 bardak su içilmesi tavsiye edilir. Diyet yaparken çay, kahve, bitki ve meyve çaylarını şekersiz ya da en azından yapay tatlandırıcılar ile gazlı içeceklerin de light olanlarını tercih edin.

Ayrıca posalı yani lifli besinlerin tüketimi arttırın. Posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardımcı olur. Midede, su ile birlikte hacimlerinin 20 katı kadar şişerler; tokluk, doygunluk hissi sağlarlar. Ayrıca dışkılama sayısını ve sıklığını arttırırlar. Kabızlık şikayeti varsa ortadan kalkar, böylelikle kilo vermeye de yardımcı olurlar. Kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkileri de mevcuttur. Bu yüzden haftada 2-3 kere kurubaklagil yemeği yenilmesi önerilir. Buğday ekmeği yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeğini; pirinç yerine de bulguru tercih etmeniz önerilir. Hatta pirinç, makarna, erişte ve unun da kepekli olanlarını kullanmak daha sağlıklı olur. Sebze ve meyveler de posa içerir. Ancak posaları kabuk ve kabuğa yakın yerlerde bulunduğu için, soyulmadan yenilebilenleri iyi bir şekilde yıkadıktan sonra kabukları ile tüketmek her zaman için daha yararlı olur.

Diyete ilave olarak mutlaka spor da yapılması gerekir. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürüyüşü öneriyor. Bunun dışında; çok hafif tempoda koşma, bisiklete binme, yüzme, tenis, aerobik ve jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar yapılması da uygun görülüyor. Sporu asla ödev olarak görmeyin. Unutmayın amaç; metabolizma hızını düşürmemek, kilo verirken bir noktada ağırlığın sabit kalmasını önlemek, verilen kiloların kalıcı olmasını sağlamak ve en önemlisi sağlıklı yaşama adım atmaktır. Sonuçta “1 saat” dediğimiz günün sadece % 4’üdür.

Uzman Diyetisyen M. Turgay Köse

Cevapla

“Diyet” sayfasına dön