Türkan ŞORAY

Cevapla
Kullanıcı avatarı
GüLşAh
Üye
Üye
Mesajlar: 99
Kayıt: Prş Eyl 25, 2008 9:53 am

Türkan ŞORAY

Mesaj gönderen GüLşAh » Cmt Mar 06, 2010 11:16 pm

Resim
Türkan Şoray

1945'te İstanbul'da doğdu. 1960 Fatih Kiz Lisesi orta bölümünde okurken, "Köyde Bir Kız Sevdim" filmiyle sinemaya gecti. "Otobüs Yolcuları" ve "Acı Hayat" gibi düzeyli filmlerin yanında birçok salon güldürüsü ve melodramda oynadı. Ayrıca senaryosu kendi üzerine yazılan "Sultan" ve "Efsane Kadın" imajını destekleyen filmler çevirdi.

"Sürtük" gibi gişe rekoru kıran filmlerin yanı sıra "Vesikalı Yarim" gibi filmlerle oyunculuk yeteneğini ortaya koydu. 1970'li yılların başlarında filmlerinde öpüşmeme ve soyunmama kararı aldı. Bu olay Türk sineması tarihine "Türkan Şoray Kanunları"olarak geçti.

1972 yılında başrolunu oynadığı "Dönüş" ile yönetmenliğe başladı ve bugüne kadar dört film yönetti. 1982 yılında, olgunluk çağında, başrolünde oynadığı "Mine" filmiyle yeni bir tırmanışa geçti.

Ödülleri; Altın Portakal Film Festivali'nde, 1964 yılında "Acı Hayat", 1968'de "Vesikalı Yarim", 1989'da "Hayallerim Aşkım ve Sen", 1995'de "Bir Aşk Uğruna" filmleriyle ödül aldı. Antalya Film Festivali'nde, 1995 yılında "En Iyi Kadın Oyuncu" ödülü "Bir Aşk Uğruna" filmindeki rolüyle geldi.

15. İstanbul Film Festivali'nde "Onur Ödülü" aldı. Belçika Kadın Yönetmenleri Festivali'nde 1995 yılında özel mansiyon ödülünü "Dönüş" filmiyle aldı. Adana Altın Koza Festivali'nde, 1995 yılında "En iyi kadın oyuncu" ödülünü "Mahpus" filmiyle aldı. Cezayir'de yapılan 2. Akdeniz Ülkeleri Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü "Hayallerim Aşkım ve Sen"le aldı.

Kullanıcı avatarı
GüLşAh
Üye
Üye
Mesajlar: 99
Kayıt: Prş Eyl 25, 2008 9:53 am

Re: Yaşayan Sanatçılar

Mesaj gönderen GüLşAh » Cmt Mar 06, 2010 11:17 pm

Türkan Şoray ve Kadir İnanır gibi iki dev sinema sanatçısını bir araya getiren filmlerden bazıları şunlarmış;

Gönderilmemiş Mektuplar

-Deprem

-Dila Hanım

-Devlerin Aşkı

-Dönüş

-Selvi Boylum Al Yazmalım

-Cevriyem

-Kara Gözlüm

Ve bence en güzeli özeli 'Selvi Boylum Al Yazmalım'.

Fındık Kraliçesi
Onur Üyesi
Onur Üyesi
Mesajlar: 5639
Kayıt: Pzt Haz 04, 2007 9:32 am
Konum: samsun
İletişim:

Re: Yaşayan Sanatçılar

Mesaj gönderen Fındık Kraliçesi » Cmt Mar 06, 2010 11:59 pm

adaşımı bende cokkk severimmm
En anlamlı yemin söz vermektir, en büyük intikam affetmektir, en adi söz hiç sevmedim demek; ve en güzel cevap gülüp geçmektir.

GULBENUR
Uzman Üye
Uzman Üye
Mesajlar: 1746
Kayıt: Prş Ara 06, 2007 9:57 pm
Konum: Yasak Bölge

Re: Yaşayan Sanatçılar

Mesaj gönderen GULBENUR » Pzr Mar 07, 2010 8:56 pm

Kesinlikle Selvi Boylum Al Yazmalım bir numara.**Sevgi neydi,sevgi paylaşmaktı,sevgi emekti.**
Dila Hanım'da hemen ardından.:))
Gül ağacı değilem,her gelene eğilem.

Kullanıcı avatarı
Mavi Boncuk
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 16874
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:02 pm
Konum: İzmir
İletişim:

Türkan ŞORAY

Mesaj gönderen Mavi Boncuk » Çrş Ara 01, 2010 3:02 pm

Sinemanın en sevilen ve birçok türk sineması klasiği olmuş filmlerde baş rol oynamış olan Sinemanın Sultanı Türkan şoray 28 Haziran 1945′de İstanbul’da doğdu. Babası Halit Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ev hanımıydı. Maddi imkanların kısıtlı olduğu bir ailede dünyaya geldi. Öğrenimine Rami Taş mektebinde başladı fakat sürekli mahalle değiştirdiklerinden, eğitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladı.

1954’te Meliha ve Halit Şoray çifti boşanır. Çocuklar annede kalır. Karagümrük Sarmaşık Sokak’a taşınırlar. Burada ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız’la tanışır, onun sayesinde de Yeşilçam’a adım atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yeşilçam Sokağı”na adımını atmış olur. Şoray o dönemde on beş yaşındadır. Emel Yıldız, o sıra “Köyde Bir Kız Sevdim” adlı filmin başrolünde oynayacaktır. Bir gün filmin setine Şoray’ı da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker İnanoğlunun dikkatini çeker. Şoray’la tanıştırılır. İnanoğlu başrol için Türkan Şoray’ın daha uygun olacağına karar verir. Şoray’ın Yeşilçam’a girişi de böylece gerçekleşir.

Bir Yıldızın Doğuşu (1960’lar)
Türkan Şoray bu filmin ardından yeni yeni teklifler almaya başlar. Çevirdiği filmlerle, özelikle magazin basının dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine..

1960 yıllarla birlikte Şoray’ın başarı grafiği de yükseliyordu. Artık yaşamında herşey değişmekteydi ve bu değişiklik sosyal durumdan fiziğine kadar her şeyine yansıyordu. Erkeklerden gördüğü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandırıyordu. Artık kararsızlıktan kurtulup kadınlığa adım atıyordu. Artık daha şuh biri halini alacaktır. Bu değişimiyle gerek Yeşilçam çevrelerinde gerek seyircisi arasında büyük bir etki gücüne sahip olur.

İlk Önemli Aşama
“Acı Hayat” Türkan Şoray’ın sinema hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. “Otobüs Yolcuları” ile bu dönüm noktasının ilk kıpırtılarına veren Şoray “Acı Hayat”la ilk önemli aşamasını da geçer. Bu filmindeki rolü diğerlerine göre daha tutarlı, tip olarak da gerçeğe daha yakındır. Film o güne kadar yapılmış en başarılı, en şiirsel görüntülü bir aşk filmidir.

1963’te çevirdiği bu filmle 1964’te I. Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Ayrıca “Acı Hayat” sinema yazarlar tarafından “yılın filmi” seçilir. Artık izleyicide Şoray imgesi oluşmaya başlamıştır. Senaryo yazarları onun için öyküler oluşturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirler.



Hayatına Yön Veren Adam
Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü vardır. Onu korumuş, hep zirvede kalmasında büyük rol oynamıştır. Eylül 1962’de bir film setinde tanışırlar. Rüçhan Adlı Şoray’dan tam 23 yaş büyüktür. Görmüş–geçirmiş bir insandı. Şoray hep bir babanın şefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüş, bunlara ihtiyaç duymaktadır. Şoray’da bu sevgi ve şefkati Adlı’da bulur ve 20 yılını onunla birlikte geçirir.

İlişkilerinden sonra Şoray giderek süzgün bakışlı şuh bir kadın olmaktan sıyrılıp, yeni kimliğine bürünür ve 1965’lerden başlayarak “Türk sinemasının bir numaralı kadını” olur. Dört büyükler arasında olup (Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın) en çok o tutulmaktadır.

Sultan
Şoray’ın Sultan olmasında ve kanunlarının oluşmasında Adlı’nın büyük payı vardır. Adlı, Şoray’a gönderdiği çiçek buketlerine iliştirdiği kartlarda ya da bıraktığı notlarda ona hep “Sultanım” diye hitap eder. (Canım sultanım, hanım sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basında yer alır ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanır. Böylece Şoray artık Türk sinemasının da, halkın da “Sultan”ı olmaya başlar.

Adlı’nın onun hayatındaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yaşamaya başladıkları 1963 yılından başlayarak önemini ve ağırlığını artırır. 1966’nın sonlarına doğru ise birbiri ardına Şoray filmleri çevrilir ve aynı haftalarda Beyoğlu sinemalarında vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelişir. Aynı haftalarda oynayan Şoray’lı filmler adeta birbirini vurur. Şoray’ın böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni aynı yıl içinde çok sayıda film çevirmesi ve oynadığı filmlerin aynı konuları kapsamasıdır.

Bir süre sonra aleyhine gelişen bu tehlikeli sarsıntıyı güçlükle atlatır ve durumu lehine geliştirip fiyatına zam yapar. Böylece bütün yapımcılar Şoray’ı kara listeye alırlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatılmayacak, sinema salonlarında da filmleri gösterilmeyecektir. O artık Akün, Acar, Arzu, Duru film….gibi büyük şirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelişen tüm olaylardan sonra Şoray kendine bir savunma politikası bulur ve yapımcıların karşısına aldığı bazı kararlarla çıkıp, bu kararlardan da taviz vermeyecektir. Böylece Şoray kanunları oluşur.
Resim
..-...-.-.-...-.--.

Kullanıcı avatarı
Ayşe 45
Uzman Üye
Uzman Üye
Mesajlar: 1038
Kayıt: Pzt Ara 04, 2006 1:07 pm

Re: Türkan ŞORAY

Mesaj gönderen Ayşe 45 » Çrş Ara 01, 2010 3:05 pm

Beğenerek izlediğim sanatıçılarımızdan biridir....Filmleri bıkıp usanmadan seyredebilirim...

Mutlaka duymuşsunuzdur:Yeşilçam'da ilk defa Türkan Şoray belli kurallar çerçevesinde film çevirmiştir.

İşte Türkan Sultan kuralları:

Şoray Kanunları
1) Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir.
2) Türkan Şoray, Senaryoyu beğenmediği takdirde yeni senaryo verilecektir.
3) Her senaryoda beğendi mutabakatı şarttır.
4) Filmde öpüşme ve açık sahneden olmayacaktır.
5) Filmdeki modern giysiler Türkan Şoray’a tarihsel olanlar ise şirkete aittir.
6) Film çekimi İstanbul dahili olup Türkan Şoray İstanbul dışına çıkamaz.
7) Çalışma saatleri sabah 8 ile akşam 19 arasıdır.
8) Pazar günleri Türkan Şoray çalışmaz.
9) Türkan Şoray adı jenerik, afiş ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır.
10) Filmin her oynadığı yerde 9. madde uygulanacaktır.
11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray’ın sesi için kendi mutabakatı şarttır.
12) Şirket filmi kendi hesabına çeker. Eğer başka şirketle ortak yapıma gidilirse Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.
13) Film renkli ise Türkan Şoray’ın mutabakatı ile çekim günleri uzayabilir.
14) Çekilecek filmin rejisörü ve baş erkek oyuncusu için Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.
15) Bu şartlara riayet etmeyen film şirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder.
16) İhtilaf vukuunda merci mahkemeleri İstanbul mahkemeleridir.
17) Türkan Şoray şirketlerden film başına 60 bin lira alır.
18) Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.

Dönemine göre bu oldukça ağır koşullar, 1967’de son halini alıp yazılı bir metne dönüştürülür. Türkan’ın ünlü ve gişe geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karşı çıkamaz. Türkan Şoray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarışa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adlı, Şoray’ın, Yeşilçam’daki imajını koruma altına alır.

Cevapla

“T” sayfasına dön