otızm nedir?

Cevapla
Kullanıcı avatarı
fatos
Üye
Üye
Mesajlar: 92
Kayıt: Sal May 01, 2007 1:24 pm
Zodiac: Taurus
Süper yüksek puan: 0
Yüksek puan: 0

otızm nedir?

Mesaj gönderen fatos » Pzt May 28, 2007 11:55 am

OTİZMİN BİLİMSEL OLARAK AÇIKLANMASI:
Otizm ilk kez 1943 yılında, zihinsel engelli 11 çocuğun, diğer zihinsel engelli ya da şizofren olan çocuklarla benzer şekilde davranmadıklarını fark eden Amerikalı çocuk psikiyatristi Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır. Kanner; çevreye karşı duyarsızlığı, otizmin en temel semptomu olarak değerlendirmiş ve gözlemlediği 11 çocuğun yaşamlarının başlangıcından itibaren diğer insanlarla ilişkiye giremediklerini belirtmiştir.

Kanner’ ın otizm tanımı daha sonraki yıllarda çeşitli kişiler tarafından incelenerek, geliştirilmiştir. Günümüze kadar yapılan tanımları, ölçütleri ya da belirtileri çocuk psikiyatristi Micheal Rutter ve arkadaşları dört başlık altında toplamışlardır:

1- Otizmin ortaya çıkma sıklığı 30 aylıktan önce görülmektedir.
2- Çocukların dil ve konuşma gelişiminde belirgin bir gecikme söz konusudur.
3- Zihinsel gelişmeyle ilgili olmayan ancak sosyal gelişimle ilgili olan yetersizlik söz konusudur. Örnek olarak, sarılma kucaklama gibi fiziksel teması reddetmek, insanlara karşı genel bir ilgisizlik verilebilir.
4- Kalıplaşmış oyun becerileri gözlenmekle birlikte, aynılığı korumada ısrar etme ve değişikliğe tepki gösterme de belirgin davranışlar arasındadır.

Rutter’ in belirttiği bu ölçütler daha sonra dünyada ve ülkemizde de yaygın olarak kullanılan DSM-IV (Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması Elkitabı)’ e temel olmuştur.
En son fatos tarafından Cum Kas 11, 2011 6:32 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.





Paylaş




Kullanıcı avatarı
semanta
Faal Üye
Faal Üye
Mesajlar: 411
Kayıt: Pzt Mar 26, 2007 3:42 pm
Zodiac: Scorpio
Süper yüksek puan: 0
Yüksek puan: 0
İletişim:

OTİZİM NEDİR

Mesaj gönderen semanta » Sal Eki 23, 2007 12:10 pm

Yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve yaşam boyu etkisi devam noröpsikiyatrik bir sendrom olan otizim ilk defa Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner tarafından 1943 yılında tanımlanmıştır.Uzun yıllar psikolojik kökenli olduğu düşünüldükten sonra,ilk olarak 1966 yılında Rimland’ın çalışmaları ile otizimin norobiyolojik doğasına dikkat çekilmiştir.


Otistik bozukluk sosyal ve duygusal etkileşimde ve iletişimde bozulma,sınırlı,tekrarlayıcı bir biçimde çoğunlukla cansız nesnelere karşı ilgi artışı ve ritüelistik davranış paterniyle karaktrize,hafiften ağıra klinik tipleri olan bir gelişim bozukluğudur.


Otistik bozukluğu tanımlamak için tanımlanan bir çok davranış özelliği vardır.Ancak hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz ve sıklıkla hepsi aynı anda görülmez.Zamanla belirtiler değişebilir.


“Aşırı Otistik Yalnızlık” otizimin en temel özelliğidir. Otistikler diğer insanlarla etkileşim kurma konusunda doğdukları günden itibaren yetersizdirler.Otistik bebekler çoğu kez anne-babaları tarafından uslu ve sorunsuz olarak değerlendirilirler.Bu çocuklar kendi dünyalarında yaşar gibidirler.Göz göze gelmekten kaçınır,adları söylendiğinde duymuyor gibi davranır,bedensel yaklaşım ve okşamaya karşı tepkisel davranabilirler.Yaşıtlarıyla ilgilenmezler ve oyuncaklarla ilgilenmeleri de olağan dışı olur.Diğer insanların varlığına ,istek ve gereksinimlerine karşı bir tür kayıtsızlık gösterdikleri için otizim bir tür empati bozukluğu olarak da tanımlana bilir.


Otistik çocuklarda sözel ve sözel olmayan iletişimde ciddi güçlükler söz konusudur.Normal çocuklarda ortalama 5-6 aylıkken ağulama,8-9 aylıkken heceleme,1 yaşında anlamlı tek kelimelik ,2 yaşında ortalama 2-3 kelimelik konuşma başlarken,otistik çocukların bir çoğunda bu özelliklerin hemen hemen hepsi zamanında gelişmez.Otistik çocukların yaklaşık %50 si konuşmayı hiçbir zaman öğrenemez.Öğrendiklerinde ise anlamlı bir iletişim aracı olarak konuşmayı kullanmazlar.Konuşmaları çoğunlukla garip bir tarzda ve yankılıdır.Diğer bir kişinin söylediğini aslına tam uygun bir şekilde tekrarlıya bilirler.Konuşmadaki diğer bir farklılıkta adılların ters çevrilmesidir.Çoğunlukla kendilerinden “sen”,”o” şeklinde bahsederler.Kullanılan tonlamada mekaniklik ,inişli çıkışlı,şiddeti ayarlayamama,duygudan yoksunluk gözlenebilir.


Konuşmaya başlayan otistiklerde tipik olarak konuşmayı başlatma,bir olay anlatma veya karşılıklı konuşma yürütememe görülür.sohbet etmek olanaksızdır.Otizimi olan çocuklar mecaz anlamları,yüz mimiklerini,yüz ifadelerini,konuşanın duygu ifadelerini anlamada zorluk yaşarlar.


Otizimin diğer bir özelliği kompulsif törensel etkinliklerdir.Günlük hayat içinde rutinlerin bozulması,eksikler olması durumunda fazlasıyla etkilenip tepkisel davrana bilirler. fazlası ile etkilenip tepkisel davranabilirler.

OTİSTİK ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ SORUNLARI


Temper Tantrum(Öfke nöbetleri): Öfke nöbetleri küçük yaşlarda çok sık gözlenebilir.Bir isteğinin yapılmaması ve ya rutinlerin bozulması sonucunda ortaya çıkabilir.Anne babaya çok önemsiz gelen bir olay veya nedensiz olarak da öfke nöbetleri gözlenebilir.Bir oyuncağın küçük bir parçasının kayıp olası, masada farklı yere oturmak..vs. gibi.Bu nöbetler zaman zaman çevreye zarar verici nitelik taşıya bilir.


Agresyon(Saldırganlık):Bazı otistik çocuklarda saldırganlık ,belirli bir davranış biçimi olabilir.Bu saldırgan davranışlar genellikle bir diğerine vurma ,saç çekme şeklindedir.Belirli anlaşılır bir nedene bağlı olarak gelişebileceği gibi nedensiz olarak ta ortaya çıkabilir.Saldırgan diye nitelen davranışların bir kısmı tekrarlayıcı hareketlerle karışabilir.Yada yakınlaşma ve ilgilenmenin yanlış ifadesi olarak gelişebilir.


Oto-mültilasyon(kendine zarar verme): Genellikle ağır zeka sorunu olan ve ya düşük işlevli otistiklerde görülür.Saç çekme,hafif başını vurma,parmağını ısırma ve başını sürekli olarak bir yere çarpma şeklinde görülebilir.

Stereotipi(Tekrarlayıcı hareketler): Zeka düzeyi düşük otistiklerde daha sık görülür. Sağa sola veya öne arkaya doğru sallanma , çevresinde dönme ,kanat çırpma,cisimleri çevirme,parmaklarına tuhaf şekiller verme…gibi.Bu hareketler içinde bulunulan duruma gelişmez ve başkalarının varlığı hareketi sona erdirmez.Ancak sıkıntının arttığı durumlarda artmakta,bazen de neşe ve sevincin ifadesi olarak yorumlanabilir .

Duyu Sorunları:O tizimi olan çocuklar gelen bir uyarıya karşı aşırı epkiverbilir veya tepkisiz kalabilirler.Ağrıya karşı ileri derecede duyarsız yani acıya karşı çok dayanıklı olabilirler.Çok kuvvetli bir ışığa saatlerce bakabilir yada hafif bir sesse karşı kulaklarını kapta bilirler.

Yeme Sorunları:Katı yiyecekleri ret edebilir,çiğnemezler,çok seçici yiyebilirler,nadirende çok istahlı olabilirler.Otizimin temel belirtisi olan yeniye direnç yiyeceklerde de kendini gösterebilir.Tat konusunda ki hassasiyetleri de fazla olabilir.
En son semanta tarafından Cum Kas 11, 2011 6:43 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Kullanıcı avatarı
semanta
Faal Üye
Faal Üye
Mesajlar: 411
Kayıt: Pzt Mar 26, 2007 3:42 pm
Zodiac: Scorpio
Süper yüksek puan: 0
Yüksek puan: 0
İletişim:

Mesaj gönderen semanta » Sal Eki 23, 2007 12:29 pm

İletişim ve sosyal gelişim alanlarında bir bozukluğun olması,yineleyici sınırlı ilgi ve davranışlar bu alandaki anormalliklerin uzunca bir süre devam etme halidir.

Sosyallikteki yetersizlikler

1-Çevresindeki bireylerin farkında olmama
2-Kendisinin rahat ve güvenli olabileceği ortamı seçme
3-Birçok davranışının kültürel normlara uygun olmaması
4-Diğer insanların duygularını fark etmekte ve arkadaşlık ilişkilerindeki yetersizlik
5-Taklit davranışlarının yetersizliği yada hiç olmaması
6-Sosyal oyun davranışlarının yetersizliği ya da hiç olmaması

Sembolik gelişimde, konuşma ve insanlarla iletişimdeki farklılıklar

1-Sözel olmayan normal dışı iletişim kurulması
2-Yaratıcılığın olmaması
3-Sözel dilin kullanımındaki faklılık
4-Konuşmanın içeriği ve şeklinde normalden faklılık
5-Göz ve fiziksel temasın azlığı
6-Sınırlı da olsa konuşanlarda kelime uydurmaları
7-Bir söz yada konuşma dinledikleri zaman onu anında yada bir süre sonra tekrar etme

İlgi alanlarının ve yaptıkları aktivitelerinin sınırlı olması

1-Günlük yaşamla ilgili alışkanlıklara bağlı kalma ve değişimine tepki
2-Çevredeki değişikliklere duyarlı olma
3-Objelerin ayrıntılarıyla ilgilenme
4-Tekrarlayıcı ve aynı tipte davranışlarda bulunma
5-İlginin son derece sınırlı olması
6-Belirli bir objeye (nesneye )dokunma ve onunla oynamayı isteme

Bu problemlerin tamamı birden tek bir otistik çocukta görülmez.Genellikle teşhis 30-36 aylarda konulur. 30 ay öncesinden otizim başlar. Erken yaştaki belirtiler şöyledir. Annesine ihtiyaç duymuyormuş gibidir. Nadiren ağlar. Genellikle uslu bir bebektir. Sevilmeye karşı kayıtsız hatta isteksizdir. Nedeni anlaşılmaz ve rahatlatılamaz bir huysuzluk içindedir. Oyuncaklarla ilgilenmez, sevgi göstermez, yaşıtları gibi sosyal oyunlara katılmaz. Yemek menüsü kısıtlı ve farklı yiyeceklere duyarlıdır.

SEBEPLERİ

Otizm sadece içe kapanık değildir. Bu çocuklar isteseler de yaşıtları seviyesinde konuşma yapamamakta, konuşabilenler de belirli konularda hep aynı şeyleri konuşmaktadırlar. Bu çocukların sosyal yaşantıya girmek isteyenleri de bunu başaramamaktadırlar. Bugün otizmin sebebi aile ilgisizliğine bağlanmıyor. Pek çok biyolojik sebeplerin etken olduğuna inanılıyor.

Genetik şartlar

Otistik çocuğun ailesindeki konuşma, geçikmiş dil ve gelişim problemlerin risk faktörünü arttırdığını göstermektedir. Fraji x sendromu otizime neden olan genetiksel geçişlerden birisidir.

Virüs enfeksiyonları

Anne karnında, doğum sırasında ve doğumdan sonra çeşitli virüs enfeksiyonu geçiren çocukların bir kısmında otizm görülmüştür.

Metabolizma bozuklukları

Bazı otistik çocuklarda metabolizmada, kan seratonin düzeyleri yüksek bulunmuştur.Oproid sistemde denge bozukluğundan da söz edilmektedir.

Nörobiyolojik problemler

Pek çok otistikte çeşitli EEG anormallikleri ve yüksek oranda epilepsi olduğu gözlenmiştir.
Otistik bireylerdeki temel problem zihinsel bir teori geliştirememeleridir. Doğuştan gelen zihinsel kavramaya ait bir eksiklik olduğu ve bu eksikliğin mantıki sonuçlar çıkarmayı engellemesidir. Bu durum çocuğun farklılaşmasına ve otistik belirtiler çıkarmasına sebep olmaktadır.
Otistik çocukların rehabilitasyonunda amaç öğrenmeyi hızlandırmak, öz bakım becerilerini kazandırmak, dil ve konuşma becerilerini ilerletmek, sosyal beceriler kazanmaktadır. Ayrıca ortaya çıkmış bir takım davranış problemlerin azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılır.




Resim

Cevapla

“Özel Bakım Gerektiren Çocuklarımız” sayfasına dön