3 Aralık Dünya Engelliler Günü

Cevapla
Kullanıcı avatarı
adminiçe
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 8466
Kayıt: Pzt Kas 27, 2006 11:13 pm
Konum: Kayseri
Zodiac: Pisces
Süper yüksek puan: 0
Yüksek puan: 0

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

Mesaj gönderen adminiçe » Cmt Ara 03, 2016 9:50 am

[align=center]Resim[/align]
Merhaba arkadaşlar Engelli olarak kabul etmediğim bizlerin hissiyatını bu yazı vesilesiyle sizlere paylaşmak istiyorum.
Yıl 1987.Trafik kazası sonucunda bir bacağımı kaybettim.Bu vahim kaza hayatimi altüst etti. Kaza öncesi arkadaşlarım.Kazadan sonra çok olan arkadaşlarım teker teker benden uzaklaşıp koptular, kimse yanıma gelmek istemez oynamak istemezdi. Oynasınlar beni yalnız bırakmasınlar diye bütün oyuncaklarımı onlarla paylaşırdım.Ama ne fayda; Onlar oynarken ben onları izlerdim. Bir zaman sonra onlat yanımda olsun yeterli dedim.Annem pastalar yapardı biraz daha yanımda dursunlar diye çocuktuk işte sıkıldıklarında yanımdan gider başka oyunlar oynarlardı, yanlarına gittiğimde beni yanlarına almazlardı çünkü onların oyunlarına mani oluyordum onlar koşarken ben koşamıyordum yetişemiyordum defalarca yanlarından kovulduğumu hatırlıyorum. Ağlayarak eve gelip anneme olanları anlatırdım. Annem ise her seferinde beni teselli eder avuturdu.
Artık 7 yaşındaydım okul çağım gelmişti. Ben okula başlayıp arkadaşlarımın olacağını düşünürken asıl kâbus okul döneminde başladı. Her zamanki gibi yine yalnızdım bu yalnızlık lise bitene kadar devam etti. Teneffüs saatlerinde dışarı çıktığım arkadaşlar ikinci kez çıkmaz oldular. Sebebi yine aynı; onlara yetişememek, koşamamak haklılardı belki çünkü sınıfım en üst katta idi aşağı inene kadar zil çalıyor ve ben hava almadan inmiş olduğum merdivenleri tekrar çıkmak zorunda kalıyordum. Her çocuk gibi hırslı öfkeli kinci değildim aksine çok duygusal bir yapım vardı. Belki de yalnızlığımın sebebi çok duygusal olup olanları kabullenmekti. Tabi bunları kabullenmek bir nevi içe kapanmak demekti, susmak demekti ,uzaktan izlemek demekti .
Şuan yıl 2016 değişen çok şey oldu fakat zihniyetlerde değişen pek bir şey olmadı yeni yapılan okullarda asansör var bunlar çalışır vaziyete değiller neden? Okuldaki engelli çocuklar benim yaşadıklarımı yaşamaya mecburmuş gibi davranılması bana göre doğru değil. Engellileri anlamak için engelli olmaya gerek yok sadece empati kurmak tüm kurumlarda engelli bireylerle ilgili seminerler verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Dinimizin engelliye bakışı
Bu konuyu araştırırken Kur’an’ın kendine has bir “engelli tasavvuru” olduğunu fark ettim. Kur’an’a göre baş gözü görmeyen, baş kulağı duymayan, baş dili konuşmayan, beden eli, ayağı tutmayan “engelli” sayılmamaktadır. Ancak Hakkı görmeyen, duymayan, söylemeyen “engelli” sayılmaktadır. “Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; göremezler” gibi ayetlerin ifade ettiği hakikat budur.

Sınavdayız
Siz sınavda, soruların cevap anahtarıyla dağıtıldığını gördünüz mü? Öğrencilerin soruları zor bulup soruların değiştirilme taleplerinin kaale alındığını gördünüz mü? Adı üstünde sınavdasınız Dünya da bir imtihan salonudur. Sınanmak kaderimizdir. Birbirimizle sınanırız, kendimizle sınanırız. Bazen fazlamızla sınanırız, bazen noksanımızla… Bununla ilgili geçenlerde internette gezinirken bir ders niteliğinde okuduğum hikaye aklıma geldi sizinle paylaşmak istedim

KİM DAHA İYİ GÖRÜYOR?
Yaşlı bir adam, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
-Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
-Ben de buraya ilk defa geliyorum, diye cevap vererek devam etmiş.
Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? Diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
İyi ama demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?
-Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra cebinden bir kağıt para çıkartıp, çocuğa teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise konuşurken bir anda adamın sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, kendisinin durumunu fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
-Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi?
Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
-Artık emin değilim. Emin olduğum tek şey, senin benden daha iyi gördüğündür.

ENGELERİMİZİ HİSSETİRMEYECEK, ENGELSİZ BİR YAŞAM DİLEĞİ İLE

Eda TİMUR





Paylaş




Cevapla

“Özel Bakım Gerektiren Çocuklarımız” sayfasına dön